DUYURU
Tarih: 26.12.2017| Okunma Sayısı: 2148

 

696 SAYILI OLAĞANÜSTÜ HAL
KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMESİ HAKKINDA BASIN AÇIKLAMASI
 

Bilindiği üzere; 15 Temmuz 2016 tarihine meydana gelen hain darbe teşebbüsü ve terör eylemleri sonrasında Bakanlar Kurulu’nun 20.07.2016 tarih, 2016/9064 sayılı kararı ile Anayasa’nın 120. maddesi çerçevesinde “Olağanüstü Hal” ilan edilmiş, 21.07.2016 tarih, 29777 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

 

Olağanüstü Hal ilan edilmesinden sonraki yaklaşık 1,5 yıllık süre zarfında 30 adet olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamesi çıkarılmış, bu kapsamda 24.12.2017 tarihinde çıkarılan 696 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname 30280 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.

 

Süreç içerisinde çıkarılan OHAL KHK’ları incelendiğinde olağanüstü hal ile ilgisi olmayan konularda OHAL KHK’sı çıkarıldığı görülmektedir. Son olarak çıkarılan 696 Sayılı KHK’da da Şeker Kurumu, Milli Piyango, Tütün Ürünleri, Cazibe Merkezleri gibi yine olağanüstü hal ile hiçbir ilgisi olmayan birçok konunun düzenlendiği, bunun yanı sıra, mutlaka Kanun ile düzenlenmesi gereken hususların da KHK ile düzenlendiği görülmektedir.

 

Öncelikle belirtmek isteriz ki; Bakanlar Kurulu’nun 20.07.2016 tarih, 2016/9064 sayılı kararı ile ilan edilen “Olağanüstü Hal” Anayasa’nın 120. maddesi çerçevesinde, yani, şiddet olaylarının yaygınlaşması ve kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması sebeplerine dayanmakta olup Olağanüstü Hal Kanunu’nun 4. maddesine göre, olağanüstü hal süresince, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda Anayasanın 91 inci maddesindeki kısıtlamalara ve usule bağlı olmaksızın, kanun hükmünde kararnamemeler çıkarabilir. OHAL KHK’ları ile olağanüstü hal ile ilgili olmayan konularda ve olağanüstü hal süresi ile sınırlanmamış KHK çıkarılması Anayasa’nın 120. Maddesine ve Olağüstü Hal Kanunu’nun 4. Maddesine açıkça aykırıdır. Bu şekilde çıkarılan OHAL KHK’ları Anayasa gereğince Türk Milleti adına yasama yetkisini kullanan TBMM’ye ait yetkinin gasbı, TBMM’nin devre dışı ve işlevsiz bırakılması niteliğindedir. Gelişmemiş ülkelerde dahi uygulamasına rastlanmayan bu tür düzenlemeler Anayasa’nın 2. maddesine göre bir “hukuk devleti” olan ülkemizde asla kabul edilemez. Üzülerek ifade etmek isteriz ki, bu tür düzenlemelerle Olağanüstü Hal rejimi olağan rejim haline dönüştürülmüştür.

 

696 Sayılı KHK ile, sanığın zorunlu müdafiinin dahi mazeretli bile olsa duruşmaya gelememesi halinde duruşmaya devam edilebilmesine imkan tanınması, on yıl veya daha fazla hapis cezasına ilişkin hükümlerin temyizinde duruşma talep edilmesi halinde dahi duruşma yapılması zorunluluğunun kaldırılması gibi hükümler de savunma hakkının özünü ihlal eden, kabul edilemez düzenlemelerdir.

 

Bütün bunların yanı sıra; 696 Sayılı KHK’nın 103. maddesi ile tutukluların (bazı suçlardan tutuklu bulunanların diğerlerinden farklı renk olmak üzere) ceza infaz kurumunda tulum giymeleri, dışında tek tip kıyafet giymesi zorunluluğu getirilmektedir. Unutulmamalıdır ki, gerek Anayasamız, gerek ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve evrensel hukuk ilkeleri gereğince “Suçluluğu bağımsız mahkemelerce verilecek kesin hükümle sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.” Ancak, KHK ile getirilen düzenleme ile, hukuken masum olan tutuklu kişilerin özel bir kıyafet ile toplum önüne çıkarılması anayasal “masumiyet” karinesinin ihlali niteliğindedir.

 

Tüm bu düzenlemelerin en tehlikelisi ise; 696 Sayılı KHK’nın 121. Maddesi ile 6755 Sayılı Kanun’un 37. maddesinin değiştirilerek 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket eden “sivil kişilere” dahi fiilleri nedeniyle hukuki, idari, mali ve cezai sorumsuzluk getirilmiş olmasıdır. Önemle belirtmek isteriz ki; yapılan bu düzenleme, şimdiye kadar yapılan hukuka aykırı düzenlemelerle kıyas dahi götürmeyecek kadar ağır derecede hukuka aykırıdır. Kamu görevlisine dahi verilmemesi gereken sorumsuzluk içeren bu düzenleme ile herkes herkesin canına kast edebilecek duruma getirilmektedir. 15 Temmuz 2016 tarihinde meydana gelen hain darbe teşebbüsü ve terör olaylarının üzerinden 1,5 yıl geçmiş olmasına rağmen anılan eylemlerin devamı niteliğinde bir olayın değerlendirilmesinin toplumu ne kadar ucu açık bir hukuksuzluğa götüreceğinin düşünülmesi gerekmektedir. Bir eylemin 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemlerinin devamı niteliğinde olduğuna karar verecek bir merci yoktur. Düzenleme ile kişiler bir başkasının canına kast edebilecek ve KHK’nın koruması altına sığınabileceklerdir. Bu düzenleme, terör eylemlerinin bastırılması amacıyla çıkarılan KHK ile kamu düzeninin bozulması, terör ve anarşinin, yaygın şiddet eylemlerinin önünün açılması sonucunu doğuracak, hukuka aykırı ve suç teşkil eden eylemler hakkında örtülü bir af içeren bir düzenlemedir. Bir hukuk devletinde kişilerin işledikleri fiillerden sorumlu tutulmayacaklarına dair düzenleme yapılması, hatta bunun düşünülmesi dahi mümkün olmamalıdır.

 

Kocaeli Barosu olarak, 696 Sayılı KHK diğer OHAL KHK’larındaki hukukla bağdaşması asla mümkün olmayan düzenlemelerin gecikmeksizin, acilen geri çekilmesi ve yine OHAL’ in bir an önce kaldırılması gerektiğini kamuoyuna ve yetkililere önemle arz ediyoruz.

 

Kocaeli Barosu Yönetim Kurulu adına

Baro Başkanı Av. Sertif GÖKÇE

ETKİNLİK TAKVİMİ

Calendar
Title and navigation
Title and navigation
<<<Eylül 2018><<
Eylül 2018
 PSÇPCCP
35272829303112
363456789
3710111213141516
3817181920212223
3924252627282930
401234567

24.09.2018
AV. SERTİF GÖKÇE
BARO BAŞKANI

BARO LEVHASI


© Web sitesi hizmeti Türkiye Barolar Birliği tarafından verilmektedir.